Copyright ©2018 by Esin Demir ThetaHealing® Eğitmen, Bayraklı, İzmir

Güncel Yazılarımı Uplifers.Com adresinden takip edebilirsiniz.

Bilinçaltı temizliği: Hayatınızı değiştirebilme gücüne sahip olduğunuzu bilmek ister misiniz?

 

16.01.2019

Son zamanlarda bilinçaltı temizlik yöntemlerini sıkça duymaya başladık. Peki nedir bu bilinçaltı? Yaşamımızı nasıl yönetiyor?

DNA’mız ve epigenetik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Amerikalı Biyolog Profesör Dr. Bruce H. Lipton bilinçaltını şu şekilde tanımlıyor: “Bilinçaltı bir kaset çalar gibidir, kaseti değiştirmediğiniz sürece dinlediğiniz şey değişmeyecektir”. Bu tanıma şimdi biraz daha yakından bakalım.

Devamı için tıklayın

 

Olumlu düşünce nelere kadirdir: Biz Ay’a bakmasaydık Ay orada olur muydu?

 

30.01.2019

Niyetinizin ve odağınızın hayatınızda neleri var ettiğini bilseydiniz; bundan çok daha farklı his ve düşüncelere sahip olmayı seçer miydiniz ?

Öncelikle şunu belirtmeliyim; kuantum evreninde olasılıklarımız sonsuz… Ta ki siz, yani gözlemci gözlemi gerçekleştirene kadar…

Devamı için tıklayın

 

Sezgilerimize nasıl bu kadar yabancılaştık: Akıl çağının getirdikleri
 

13.02.2019

Vücudumuzda yarattığımız stresten bihaber; her geçen gün işyerinde altından kalkmayı başardığımız daha çok işle, daha çok işi hallettiğimizi sanıyoruz… Son çeyrek asırdır rakamların, mantık ve rasyonelliğin içinde kaybolduk.

Bu yolda belki de en çok içsel rehberliğimizi kaybettik, sezgilerimize yabancılaştık, sırtımızı döndük.

Devamı için tıklayın

Bilinçaltınızda büyük bir temizlik yapmaya var mısınız: Thetahealing
 

27.02.2019

“Kendini küçük görme. Sen yürüyen evrensin,” diyor Hz. Mevlana, ne kadar güzel özetlemiş değil mi? Biz evrenden ayrı, evren bizden ayrı düşünülebilir mi ki ? Farkında olsak da olmasak da bir bedenden çok daha fazlasıyız. Bir ruha, bilim insanlarının artık aletlerle ölçebildiği aura alanına, manyetik ve enerjitik alanlara sahibiz. Etrafımıza, yaşadığımız her an sözlerimizle, düşüncelerimizle, hislerimizle titreşimler yayıyoruz.

Devamı için tıklayın

Şifacı insan: Kendinizi iyileştirme gücünüzün farkında mısınız?

 

13.03.2019

Televizyonlara dikkat edin; her iki reklamdan biri ilaç, vitamin üzerine. Bu reklamlar bilinçaltımıza şu mesajı veriyor: Bedenin sorunlu, sen sorunlusun… 19.yy başlarında 50’den az psikolojik rahatsızlık varken 2000’li yıllara geldiğimizde bu sayı 250’yi aşmış durumda! Artık her ruh halimiz için ayrı ayrı etiketleniyoruz. Yeni etiketlerimizi, yeni gerçekliğimiz haline getiriyoruz; devamlı hasta, sorunlu olduğumuza inanıyoruz. Ve neye inanırsak ona dönüşüyoruz. 

Devamı için tıklayın

Ruhunuzun yaşam enerjisine yol açın: Çakralar

 

27.03.2019

Aslında fiziksel bedenimizde ortaya çıkan tüm hastalıklar, bizlere hayatımızda iyileştirmemiz gereken yönlerimiz, hayat derslerimiz konusunda yol gösterir. Ben tüm hastalıkları ruhumuzun çığlıkları olarak görüyorum. Çünkü insan bedeni yaradılışı gereği sağlıklı olmaya programlanmıştır. Boğazınız ağrıdığında lütfen düşünün; kendinizi kime, ne zaman ifade edemediniz? Gözlerinizde alerjik reaksiyon varsa sorun; kimi, neden görmek istemediniz? Her şeyin cevabı, şifası sizin ruhunuzda saklı.

Devamı için tıklayın

Her şey beynimizde başlıyor: Bilinçaltı hayatımıza nasıl etki eder?

 

10.04.2019

Her bir düşünce veya fikir, bir fiziksel reaksiyona neden olur. Kişinin düşünceleri bedeninin tüm fonksiyonlarını etkileyebilir. Örneğin endişe içerikli düşünceler, midede birtakım değişimler yaratarak ülsere yol açabilir. Öfke içerikli düşünceler, böbreküstü bezlerini uyararak, kandaki adrenalini artırır ve birçok beden değişimine neden olur.

Devamı için tıklayın

İçimizdeki savaş: Bilinçaltımız sandığımızdan çok daha fazlasıysa?

 

24.04.2019

1990’lı yıllarda evlerimize girmeye başlayan internetle birlikte her şeye, her an erişir duruma geldik. Atladığımız tek nokta şuydu; aynı şekilde “erişilebilir” olduğumuzdan bihaberdik. Çok uzağa gitmemize gerek yok. Bunu son ABD başkanlık seçimlerinde yaşadık. BBC News şöyle diyordu: “Facebook’un 87 milyon kullanıcının bilgilerini Cambridge Analytica adlı siyasi danışmanlık şirketiyle izinsiz paylaşması üzerine sosyal medya platformlarına yönelik tepkiler de arttı. Verilerin, Cambridge Analytica tarafından 2016 ABD başkanlık seçimlerinde seçmen davranışlarını etkilemek için kullanıldığı söyleniyordu.” Peki bu ilk miydi ? Tabi ki hayır..

Devamı için tıklayın

Hastalıklar zihinde başlıyor: Hangi duygu hangi hastalığa neden oluyor?

 

08.05.2019

“Hastalıkları kendimize, aynı diğer insanları çektiğimiz gibi paralel inanç sistemleri aracılığıyla çekeriz. Bir virüs, bakteri, maya veya mantar bile, aynı inanç sistemine sahip olduğumuzda bize çekilecek ve bize bağlanacaktır. Kendimize dikkatlice bakalım. Parazit enerjilerin insan karşılıklarını çekiyor muyuz?” Vianna Stibal- Thetahealing tekniğinin kurucusu

Devamı için tıklayın

Hastalıklar zihinde başlıyor 2: Çağımızın önemli hastalıklarının ruhsal nedenleri

 

22.05.2019

“Günümüzde tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat, yüzyıllar öncesinde şifanın kaynağı olarak içimizdeki doğal iyileştirme gücüne işaret etmişti. Tabii modern çağ ve hayatın koşuşturması ile birlikte “bütünsel sağlık” anlayışını bir kenara bırakarak sadece bedenimizdeki “semptomları” tedavi etmeye başladık. Peki ya hastalığa sebep olan nedenler, inanç kalıpları, duygular, travmalar? Onları da değiştirmeden tam anlamıyla “iyileşmek” mümkün mü?

Devamı için tıklayın

Genetik hastalıklar gerçekten kaderimiz mi?

 

05.06.2019

“Genetik çağının başlangıcından beri, genlerimizin hizmetinde olduğumuzu kabul etmek üzere programlandık. Şu an dünyada sürekli beklemedikleri bir anda genlerinin onlara düşman olacağı korkusuyla yaşayan bir sürü insan var. Patlamaya hazır birer bomba olduklarını sanan bir yığın insan düşünün. Annelerinin, kardeşlerinin, teyzelerinin ya da amcalarının hayatlarında olduğu gibi kendi hayatlarında da bir gün kanserin beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmasını bekliyorlar."

Devamı için tıklayın

Bilinçaltınızdaki kayıtları keşfedin: Kas testi

 

19.06.2019

““Kas testi bize her şeyden önce iç dünyamızın derinliklerine inip zihinsel ve duygusal boyutlarımızla çalışma imkanı sunuyor. Geçmişten getirdiğimiz tamamlanmamış deneyimlerimiz varsa ya da geleceğe dair endişeler yaşıyorsak doyumlu bir hayat yaşamamız mümkün değil. Bizi heyecanlandıracak soru şu: Tüm sınırlarımdan, şüphelerimden ve dirençlerimden özgürleştiğimde ben kimim?” 

Devamı için tıklayın

Hayatınıza yön veren nedir: Beyninizin gücünü hafife alıyor olabilir misiniz?

 

03.07.2019

Evren enerjidir, siz enerjisiniz. Ve her canlı/cansız varlık gibi sizin de kendinize özel bir titreşiminiz var. Hayatınıza sözlerinizle, düşünce ve inançlarınızla uzun süreli yaydığınız bu titreşimler, bir süre sonra maddeye dönüşmeye başlıyor. Evrenin bu en temel kanununu ünlü fizikçi Einstein “enerji= madde (E=mc2)” formülü ile açıklıyor. Bu öylesine bir evrensel ve kadim bir gerçektir ki Einstein’dan binlerce yıl önce yaşamış bilgeler/ üstatlar bile inançlarımızın gücünü keşfetmiş; bunlarla ilgili çok sayıda öğüt vermişlerdir.

Devamı için tıklayın

Nefret ettiklerinize tekrar dikkatlice bakın: Onlar sizin aynanız

 

17.07.2019

Sevgili can parçalarım, işte sizlere hem iyi hem kötü haber; hayatınıza giren herkes sizlere bazı dersleri öğretmek için var. Ne zaman ki bizler bu dersleri alıp kendimiz için bitiriyoruz; o zaman ya o kişilerin bize yaklaşımı tamamen değişiyor; ya da artık bizlere hizmet etmedikleri (aynı zamanda bizlerle frekansları da eşleşemediği için) yollarımız bir şekilde ayrılıyor. Denklem aslında bu kadar basit…

Devamı için tıklayın

Enerji bedenlerinize merhaba deme zamanı: İçinizdeki 4 bedeni keşfedin
 

31.07.2019

Tüm enerji bedenlerimiz içinde en yüksek titreşime sahip olan bedenimizdir. Ruhsal beden yoluyla “birlik” duygusunu en üst düzeyde yaşarız, Her şeyin Yaratıcısı ile bütünleşiz. Eğer aydınlanmış bir ustanın huzurunda bulunma fırsatını yakalamışsanız, birkaç kilometre ötesinde bile atmosferin nasıl aniden değiştiğini fark etmişsinizdir. Hz Mevlana’nın da ruhsal bedeninin tüm Konya’yı kapladığı, şehre girildiği andan itibaren bu sevgi dolu enerjinin hissedildiği rivayet edilir.

Devamı için tıklayın

Bahanelerimiz bittiyse: Şimdi harekete geçme zamanı

21.08.2019

Alışverişte, dostlar meclisinde, işyerinde… Her yerde, her an şikayet halindeyiz. Çözüme giden alternatif yollar, ruhumuzu hafifletecek yöntemler bize sunulduğunda ise bahanelerimiz hazır: Suçlu olan karşı taraftır, önce onun değişmesi gerekiyordur. Zaten ne kendimize ayıracak zamanımız; ne de yeterince paramız vardır. O sırada önemli bir travma da yaşamışızdır; önce onu atlatıp sonra bu işlere girişebileceğizdir. Ya da çocuğumuz liseyi, üniversiteyi bitirsin öyle başlayacağızdır ruhumuzu düşünmeye…

Devamı için tıklayın

Mutluluk için onu görebilen gözler gerekir: Mutluluğu uzaklarda arıyor olabilir miyiz?

04.09.2019

Saatte 200 km hızla giden bir aracın içindeyken çevrenizdeki güzelliklerin, masmavi gökyüzünün, yanından geçip gittiğiniz insanların farkına nasıl varabilirsiniz? Biz artık hayatı hiç olmadığı kadar ıskalıyoruz, ıskalamaktan da bir o kadar korkuyoruz. Sürekli mutluluğu kovalıyoruz. Dahası, kendimize sürekli yeni hedefler koyup onlara ulaşınca mutlu olacağımıza inanıyoruz. Mutluluk artık işyerinden aldığımız terfide, kazandığımız parada, hatta bindiğimiz arabanın, taktığımız kol saatinin markasında.

Devamı için tıklayın

Sadece 5 duyumuz mu var: Ya gerçeklik gördüklerimizin çok ötesindeyse?

18.09.2019

Yakın zamana kadar dış çevreyi algılamamız için 5 duyumuzu (görme, işitme, tat alma, dokunma, koku alma) kullandığımızı varsayıyorduk. Ancak New Scientist dergisinin yayımladığı araştırmaya göre biliminsanları tam 33 adet duyumuz olduğunu keşfetti. İnanılmaz değil mi?

Bu gelişmeye ek olarak duyu niteliğimizin boyutu bile tartışmaya çok açık. Hayvanlar dünyanın manyetik alanını yer/yön tayininde bir navigasyon gibi kullanabilirken insanoğlu olarak yön bulmak için mıknatıs temelli pusulaları veya dünyanın yörüngesine yerleştirdiğimiz uyduları kullanmak zorunda kalıyoruz, çünkü bunu hissedecek reseptörlere sahip değiliz. Peki bizler manyetik alanı görüp, hissedemediğimiz için yok mu sayacağız?

Devamı için tıklayın

Eş seçiminizde bile bilinçaltınızın devrede olduğunu biliyor musunuz?

02.10.2019

Çok uzağa gitmenize de gerek yok. Eğer evli bir kadınsanız eşinizin babanızla, eğer evli bir erkekseniz eşinizin annenizle büyük davranışsal benzerlik taşıdığını keşfetmiş olabilirsiniz (tam tersi yönelimde bulunan azınlığı bu tespitimin dışında bırakıyorum). Çünkü bilinçaltımız biz daha 0-6 yaş aralığındayken ideal eş tanımını genelde kendi ebeveynlerimiz üzerinden yapar.

Devamı için tıklayın

İlişkilerin çıkmaz sokağından bir ses yükselir: “Ben değişemem”

16.10.2019

Siz hala değişmediğinizi mi düşünüyorsunuz? 2014 yılında Daily Mail gazetesinde yayımlanan bir araştırma sonucuna göre;

Mide duvarınız kendisini 3-5 günde yeniliyor. Tüm cilt epiderm hücreleriniz 2 haftada bir yenileniyor. Bağırsak hücrelerinizin kendini yenileme hızı ise muazzam. Tüm bağırsak hücreleriniz 2-5 günde bir yenileniyor. Diyeceğim o ki; siz değişimin kendisisiniz. Değişim her zaman var ve her zaman olacak. Her şey belki de önce değişimi kabul etmekle başlayacak. 

Devamı için tıklayın

İlişkilerin en büyük zehiri: Mahşerin dört atlısıyla tanışın ve önleminizi alın

30.10.2019

Aldığım kişisel gelişim eğitimlerinden bir tanesinde John Gottman’ın “Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi” kitabı önerilmişti. Kitabın yazarı, aynı zamanda bir psikolog olan John Gottman, eşiyle birlikte 35 senede 3000’den fazla çifti araştırmışlar. Uzun yıllar süren bu araştırmaların sonucunda ilişkilerin bitmesine yol açabilecek dört temel davranış biçimini ortaya koymuşlar; bunları da “Mahşerin 4 Atlısı” olarak tanımlamışlar. Gelin şimdi bu kitaptaki bilgeliğe kulak verelim…

Devamı için tıklayın

Sevgiliyle aynı dili konuşmak: 5 farklı sevgi dilinden hangisi kullanıyorsunuz?

13.11.2019

Hepimizin baskın bir sevgi dili var. Ve karşımızdaki insana sevgimizi de bu dili kullanarak göstermeye çalışıyoruz. Belki eşimiz hediyelerden hoşlanmıyor, biz özel günlerde -kendi sevgi dilimiz hediye almak olduğu için- onu hediyelere boğuyoruz. Belki eşimiz kaliteli zaman geçirmeyi seviyor, oysa biz onunla birlikteyken elimizden telefonu düşürmüyor, muhabbet ederken bile bir gözümüzü, kulağımızı sürekli televizyona veriyoruz. Sonrasında ise bize neden bu kadar sinirlendiğini ya da neden aldığımız hediyeye sıradan tepki gösterdiğini düşünüp içerlemeye başlıyoruz.

Devamı için tıklayın